" Kısaca bayrak ile ilgili her şey ..."

FLAGS
CENTER

Ürünlerimiz     Firmamız     Ölçüler     Folklorumuz     İletişim     Anasayfa    

Aşık - Edebiyatı
Şiirler
Atasözleri
Bayramlar - Törenler - Kutlamalar
İnanışlar
Oyun - Spor
Halk Oyunları
Türkiye Müzik Kültürü
Giyim, Geleneksel Sanatlar - Zanaatlar, Halk Resmi
Yiyecek - İçecek
Türk Dünyası
Atatürk
 

İSTANBUL’U DİNLİYORUM

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Önce hafiften bir rüzgar esiyor;
Yavaş yavaş sallanıyor
Yapraklar, ağaçlarda;
Uzaklarda, çok uzaklarda,
Sucuların hiç durmayan çıngırakları;
İstanbul'u dinliyorum gözlerim kapalı.

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Kuşlar geçiyor, derken;
Yükseklerden, sürü sürü, çığlık çığlık.
Ağlar çekiliyor dalyanlarda;
Bir kadının suya değiyor ayakları;
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Serin serin Kapalı Çarşı;
Cıvıl cıvıl Mahmutpaşa;
Güvercin dolu avlular.
Çekiç sesleri geliyor doklardan,
Güzelim bahar rüzgarında, ter kokuları;
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Başında eski alemlerin sarhoşluğu,
Loş kayıkhaneleriyle bir yalı;
Dinmiş lodosların uğultusu içinde.
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Bir yosma geçiyor kaldırımdan;
Küfürler, şarkılar, türküler, laf atmalar.
Bir şey düşüyor elinden yere;
Bir gül olmalı;
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Bir kuş çırpınıyor eteklerinde;
Alnın sıcak mı değil mi, biliyorum;
Dudakların ıslak mı değil mi, biliyorum;
Beyaz bir ay doğuyor fıstıkların arkasından
Kalbinin vuruşundan anlıyorum;
İstanbul'u dinliyorum.

ORHAN VELİ KANIK

 

Şiir Sanatı
Dildeki anlam, ses ve ritim öğelerinden yararlanarak bir duygu, düşünce ya da olayı, yoğun ve sıradışı anlatma sanatı olarak tanımlanabilir. İnsanoğlunun en eski ve kendine özgü anlatı türlerinden biri olması nedeniyle, bugüne kadar şiirin pekçok tanımı yapılmış, ama hiçbirinin bu kavramı tam olarak açıklayamadığı görülmüştür. Bu tanımlardan en yaygını, şiiri düz yazının karşıtı olarak gösteren tanımdır. Bir başka deyişle şiir düzyazıyla anlatılamayan duygu ve düşüncelerin ses uyumlarıyla, kulağa hoş gelecek biçimde oluşturulan dizelerle anlatılmasıdır. Ama bu tanım manzumeyi de kapsar. Şiiri manzumeden ayıran özellik ise, manzumenin yüzeysel ve sıradan olmasına karşılık, şiirin yoğunluk ve derinlik taşımasıdır. Ölçü ve uyak, çağlar boyunca şiirin en ayırıcı niteliği olarak kabul edilmiştir. Ne var ki, yalnızca ölçü ve uyakla şiir yaratılamayacağı gibi, özellikle 20. yüzyılda ölçü ve uyak kullanılmadan da çok başarılı şiirlerin yazıldığı görüldü. Bunun sonucunda düzyazının nerede bitip nerede başladığı önemli bir sorun olarak ortaya çıktı. Düzyazıda dil yalnızca bir bildiri iletmenin amacıdır; bildiri iletildikten sonra sözcüklerin anlamı kalmaz. Şiirde ise vurgu, sözcüklerin aktardığı bildiri kadar sözcüklerin üzerinde de yoğunlaşır. Yani şiir de neyin söylendiğinden çok nasıl söylendiği önemlidir.

T  
Ü  
R K
K Ü
  L
  T
  Ü
  R
  Ü

TANZİMAT EDEBİYATI VE ŞİİR

19’uncu yüzyılı kapsar. Divan edebiyatının yerine Batı edebiyatı örneklerinin alındığı yeni edebiyat. 3 Kasım 1839’da Tanzimat Fermanı’nın açıklanmasıyla başladığı kabul edilir. Âgah Efendi’nin 1860’ta çıkarmaya başladığı Tercüman-ı Ahval gazetesi Tanzimat edebiyatının gelişmesinde önemli rol oynadı. Şinasi, Namık Kemal, Ziya Paşa, Ahmet Midhat, Cevdet Paşa, Şemseddin Sami gibi yazarlarca desteklendi. Toplum için sanat anlayışı benimsendi.

SERVET-İ FÜNUN
ya da EDEBİYAT-I CEDİDE


1891 - 1944 arasını kapsar. Ahmet İhsan tarafından yayımlanmaya başlanan Servet-i Fünun dergisi, Türk edebiyatının bir dönemine damgasını vurdu. Nabizade Nazım, Recaizade Mahmut Ekrem, Ahmed Rasim, Mahmut Sadık ve Halit Ziya Uşaklıgil Servet-i Fünun’un önemli yazarları. 1896’da derginin yazı işleri müdürlüğüne Tevfik Fikret’in getirilmesinden sonra Edebiyat-ı Cedide akımının temsilcisi oldu. Dergi 1901’de kapatıldı. İkinci Meşrutiyet’in ilanından sonra gazete olarak çıktı ve haftalık dergiye dönüştü. 24 Şubat 1910’da "Fecr-i Ati Encümen-i Edebisi" imzalı bir bildiri yayımlandı ve dergi bu akımın resmi organı haline geldi. Başlıca temsilcileri Tevfik Fikret, Cenap Şahabetin, Hüseyin Siret, Hüseyin Suat, Ahmet Reşit Rey, Ali Ekrem Bolayır, Süleyman Nesip, Süleyman Nazif, Faik Ali Ozansoy, Celal Sahir Erozan, Halit Ziya Uşaklıgil, Mehmet Rauf, Hüseyin Cahit Yalçın, Ahmet Hikmet Müftüoğlu, Saffeti Ziya, Ahmet Şuayb.

FECR-İ ATİ

1910-1912 arasını kapsar. Edebiyat-ı Cedide’ye tepki olarak doğdu. Edebiyat-ı Cedide’nin karşılaştığı dil, Batı sanatı, ulusal kültür gibi sorunlara çözüm bulmak iddiasındaydı. 20 Mart 1909’da İstanbul’da Hilal Matbaası’nda toplanan bir grup yazar tarafından açıklandı. Bildiriyi hazırlayıp imzalayan yazarlar: Ahmed Haşim, Emin Bülend Serdaroğlu, Lami, Tahsin Nahit, Cemil Süleyman Alyanakoğlu, Hamdullah Suphi Tanrıöver, Refik Halid Karay, Şahabeddin Süleyman, Abdülhak Hayri, İzzet Melih Devrim, Ali Canib Yöntem, Ali Süha Delibaş, Fazıl Ahmet Aykaç, Mehmet Behçet Yazar, Mehmed Fuad Köprülü, Mehmed Rüşdü, Müfid Ratip, Yakup Kadri Karaosmanoğlu. Daha sonra aralarına Faik Ali Ozansoy, Celal Sahir Erozan ve Ahmed Samim de katıldı. Genç yetenekleri biraraya getirmek, edebiyat ve sanatın gelişmesine katkı sağlamak, tartışmalarla halkı aydınlatmak, önemli yabancı yazar ve yapıtları Türkçe’ye kazandırmak gibi amaçları vardı. Edebiyat-ı Cedide ve Genç Kalemler dergisi çevresindeki yazarlarla ciddi tartışmalar yaşandı. Topluluk 1912’de dağıldı. Çoğu "milli edebiyat" akımını benimsedi.

YEDİ MEŞALECİLER

Yusuf Ziya Ortaç’ın 1928’de çıkardığı Meşale isimli dergi çevresinde toplanan Sabri Esat Siyavuşgil, Ziya Osman Saba, Yaşar Nabi Nayır, Muammer Lütfi, Vasfi Mahir Kocatürk, Cevdet Kudret ve Kenan Hulusi’nin oluşturduğu akım. Edebiyatta canlılık, samimiyet ve sürekli yenilik ilkesini benimsediler. Mallarme, Baudelaire, Verlaine gibi Fransız şairlerini kendilerine örnek aldılar. Ama amaçlarına ulaşamadılar. Meşale dergisinin 1928’de kapanmasıyla bu grup dağıldı.

GENÇ KALEMLER

Selanik’te 1910-1912 arasında yayımlanan Genç Kalemler dergisi çevresinde toplanan şair ve yazarlar. Milli edebiyat akımını ve "Türkçülüğü" benimsediler. Ziya Gökalp’in "Turan" adlı şiirini Tevfik Serdar takma ismiyle bu dergide yayımlaması büyük yankı uyandırdı. Ömer Seyfeddin’in "Yeni Lisan" adlı makalesi de edebiyat çevrelerinde yeni bir tartışma başlattı. Dilde yalınlaşmayı, Türkçe yazmayı ve edebiyatın halka indirilmesi görüşünü savundular. Başyazarlığını Ali Canib Yöntem’in yaptığı dergi çevresinde toplanan yazarlar Ömer Seyfeddin, Ziya Gökalp, Tevfik Fikret, Ali Naci, Kazım Nami Duru, Celal Sahir Erozan, Hamdullah Suphi Tanrıöver, Enis Avni ve Hüseyin Siret’tir.

BEŞ HECECİLER

İkinci Meşrutiyet’ten sonra hece ölçüsüyle şiir yazmaya başlayan ve milli edebiyatı savunan beş şairimiz: Orhan Seyfi Orhon, Enis Behiç Koryürek, Halit Fahri Ozansoy, Yusuf Ziya Ortaç ve Faruk Nafiz Çamlıbel. Servet-i Fünün’un etkisi yüzünden şiire aruzla başladılar. Ardından hece veznine geçtiler. Yeni biçimler arayarak uzun şiirler yazdılar. Ulusal değerlere, kaynaklara yöneldiler ve şiire konuşma üslubu getirdiler. Bazı edebiyat araştırmacıları bu isimlere Ziya Gökalp, Mehmet Emin Yurdakul, İbrahim Alaettin Gövsa, Şükufe Nihal Başar ve Halide Nusret Zorlutuna’yı da ekleyerek "10 hececiler" tanımını kullanır.

İKİNCİ HECECİLER

Beş ya da on hececiler olarak adlandırılan şairlerin ardından gelen kuşağı tanımlar. Bunlar Necip Fazıl Kısakürek, Ahmet Hamdi Tanpınar, Sabri Esat Siyavuşgil, Ahmet Muhip Dıranas olarak sıralanır. Bu grupta Batı şiirinin etkisi daha belirgindir. Bu kuşak Garip şiir akımına zemin hazırladı.

YAHYA KEMAL BEYATLI

Yahya Kemal Beyatlı başlıbaşına bir ekoldür. Diğer şairlerden kendi özgünlüğüyle ayrılır. Yahya Kemal, bir başka bileşimin ardındadır. Temelde Osmanlıca yanlısı ve gelenekçidir. Tanpınar’ın deyişiyle, "Ona göre Türkçülük davası, Türkiye meselesidir. 1071’deki Malazgirt zaferiyle yeni bir vatanda, yeni bir millet doğmuştur. Bu milletin dil ve kültürü bu yeni vatanın malıdır." Böylece, tarih anlayışı onu Osmanlıcılıkla Türkçülüğün bileşimine götürür. Mallarme, Valery gibi Fransız ozanlarına

   
Bayrak Dünyası ve Reklam Hizmetleri
İçerenköy 1. Aydınlık Sokak Ayla Hanım Ap. No: 31/A  Kadıköy/İSTANBUL
 Tel: 0216 575 32 51   Fax: 0216 469 86 25

info@bayrakdunyasi.com