|
FLAGS |
 |
|
CENTER |
|
|
|
|
Âşık edebiyatı (XIV. yy'dan günümüze):
"Âşık" adı verilen ozanların geleneksel ürünlerinin
oluşturulduğu edebiyata, "âşık edebiyatı" denir. Aşıklar,
ürünlerini saz eşliğinde söylemelerinden ötürü, "saz şairi" diye
de adlandırılır. Âşıklar, başlangıçta halka yakın olan tekke
edebiyatının vakıflar düzeniyle güçlenerek yüksek sınıfa
yaklaşması sonucu ortaya çıktılar; eski destan geleneğini
sürdürüyor, aşk ve doğaya ilişkin şiirler söylüyor, sözlerine
sazlarıyla eşlik ediyor, ustalarının geleneğini sürdürüyor,
yaşadıkları çağın ve çevrenin bazı yönlerini şiirlerine
yansıtıyorlardı. Şiirlerini doğaçtan (irticalen) söyleyen
âşıklar, geleneksel yolu izledikleri, yaşamdan ve toplumdan
kopmadıkları için, etkilerini bir ölçüde yitirmiş olsalar da,
günümüzde de sanatlarını sürdürmektedirler. Âşık edebiyatının
temsilcileri arasında da
XVII. yy'da Karacaoğlan, Âşık Ömer, Gevheri, Gazi Âşık Hasan,
XVIII. yy'da Âşık Nuri, Âşık Dertli, XIX.
yy'da Dadaloğlu, Erzurumlu Emrah, Bayburtlu Zihni,ÂşıkSeyrani,
Tokatlı Nuri, Ruhsati, Sümmani, XX. yy'da
Kağızmanlı Hıfzı, Huzuri, Âşık Veysel Şatıroğlu, Aii İzzet
Özkan, vb. sayılabilir. |
|
Kasaba Sairleri: Bunlar Divan şiirinin etkisinde
kalmış ve belli bir süre tahsil görmüşlerdir.
Köy Sairleri: Büyük şehirlerden uzak kalmış şâirlerdir. Sanatlarini köy düğünü ve meclislerde icra
ederlerdi.
Göçebe Çevrelerinin Şâirleri: Güneydoğu Anadolu' da
bulunan aşiret beylerinin hizmetinde bulunan şairlerdir.
Mezhep ve Tarikat Sâirleri: Daha ziyade alevi şairleri
ve Haci Bektas-i Veli 'nin yolundan gitmiş olan
Bektaşî şâirleridir.
Âsik edebiyatinin sözlü ve yazili olmak üzere iki kaynagi
vardir. Sözlü kaynak, âsik edebiyatini ögrenenlerin
hafizalaridir. Bunlar âsik edebiyatinin bir yerden bir yere,
kusaktan kusaga yaymayi vazife kabul ederler. Yazili
kaynaklar ise, okumayazma bilen âsiklarin, veya herhangi bir
meraklinin begendigi siirleri yazdiklari defterlerdir. Bu
çesit defterlerin eskilerine "Cönk" denirdi.
Âsiklarin meydana getirdikleri eserler hikâye ve siir olmak
üzere iki kisma ayrilirlar.
a)- Hikâyeler: Asiklarin anlattiklari, nesir ve nazim
karisimi hikâyelere, Türk Edebiyat tarihinde "halk hikâyesi"
adi verilir. Bu hikâyelerin son devirdekiler hariç
müellifleri belli degildir. Hikâyelerde kahramanlik, ask ve
halk sairlerinin hayatlari anlatilir.
b)- Siirler: Âsik edebiyatinda siir, hem âsiklar
tarafindan meydana getirilir, hem de baskalarinin ki
nakledilirdi. Siir, âsik edebiyatinda konulan bakimindan su
çesitlere ayrilir:
1)- Destan
2)- Güzelleme
3)- Koçaklama
4)- Taslama
5)- Agit
6)- Muamma
7)- Tenkit, iyilik telkini, nasihat ve sikayet gibi ahlâkî
konulari isleyen manzumeler.
Âsik Edebiyati, dil, üslup ve vezin bakimindan Divan
Edebiyatindan ayrilir. Âsiklar halkin konustugu dil ile
yazmislar ve söylemislerdir. Eserlerinde çok az Arapça ve
Farsça kelimeler kullanmislardir. Hakim olan vein, hece
veznidir. Ancak aruz vezni de yer yer kul lanilmistir.
Âsik Edebiyati aslinda sözlü bir edebiyattir; zira, asiklar,
siirlerini yazmazlar, söylerlerdi. |
|
|
|
|
|
|
|